BEYAZ
Gölgelerim
yeşildi benim,
Kah
uzanırdı dalga olup gökyüzüne
Kah
ağaçta yaprak olurdu
Uçup
da konan kelebeğin kanadı kadar hafif
Salınırdı
bir yere bir de göğe.
Bulutların
üstündeki masal yeri kadar ulaşılmazdı düşlerim
Rengi
mordu,bazen eflatun
Yok
ederdi varoluşumu dünyadan
Peri
olup görünmez olurdum ya da
Melek olup,uçardım diyarlardan.
Pembeydi
sevgilerim yoldan geçen insana
Kah
bir tünel olurdu ucu görünmeyen
Git
git bitmeyen bir dağın ortasında
Kah
köprü olurdu ıssız bir adadan
Balta
girmemiş ormana kadar uzanan.
Gümüş
rengiydi yağmurlarım
Her
vuruşunda pencereme
Yeni
bir ışık parlardı kalbimden öteye
Kah
akardı olmamış ırmaklardan, görünmeyen denizlere
Ve
kah buhar olup uçardı serçelerin gözlerinde.
Beyazdı
aşklarım su kadar,güneş kadar,bebek kadar beyaz
Kah
dolardım coşkuyla sel gibi akarcasına binlerce kere
Deler
geçerdim sonsuz toprakların sızılmamış kayalarından
Kah beklerdim doğan günün sessizliğinde
Sükunetle
işlerdim her bir oyayı ovalara yüreğimle.
Şimdi
çoğu zaman kasvetli bir günün griliğinde
Hüzün
soluk bir sis gibi
Kah
görünür kah görünmez ama hep var
Günlerimin
resmolduğu çerçevelerde
Bir
kitap arasında seslenir şairimden mısralar
Hatırlatır
beni bana ve der ki;
‘’birinciliği beyaza verdiler..’’
Her
renkten bir buse alıp,üflerim semaya
Gökkuşağı
olup, seyreder beni ve
beyaza
boyanır gene dünya.