Saçları kızıl, belki de kınalı
bir firkete takmış kahkülü önüne düşmesin diye anası,
Kendisi düşünemez, çünkü yaşı en çok altı..
Elinde peçete, arabalara yetişmeye çalışırken boynunu uzatıp
‘’abla abla’’ dedi,
gülümsedim, yanağına dokundum.
‘'bişey diycem sana’’
‘’söyle canım’’
‘’ben büyüyünce ne olucam biliyomusun’’
‘’ne olucaksın?’’
‘’doktor olucam’’
‘’afferin sana’’ dedim ‘’çok kitap oku, e mi?’’
‘’tamam’’ dedi
‘’hem ben (derken elini göğsüne koydu gururla :) okula da gidiyorum zaten’’
İnanmıştı, gözleri yeşil yeşil gülüyordu yürek dolusu.
Aldım peçetesinden,
kucaklasam dedim kocaman, alsam arabaların arasından,
sıyırsam.
Tutsam elinden, hiç bırakmasam,
Şımarsa azıcık ve ağlasa doya doya..
Sonra büyüse, doktor olsa,
küçük çocukların hepsini sokaklardan toplasa
Çoktan hareket etti araba,
Verdiği peçeteyle sildim yaşları,
Vura vura direksiyona ağladım
‘’tanrım’’ dedim
‘’Tanrı olmak çok zor olsa gerek! Nasıl katlanılır bunca ağırlığa!! ‘’