HALA HEP
ÇOK ÜZGÜNÜM
çiçekleri sulamayı
unutup,
camlardan sarkıyorum hala
yalınayak karlara basayım
diyorum,
kar yağmıyor bir türlü
ağaç dalları kuru,yapraksız
ve renksiz
bahar bile olsa
denizin rengi
her renkten karıştırılmış
suluboya bardağı renginde
ne kayık var ne
gemi,martılar desen
onlar başka şiirlerin
misafiri
ben hala her sabah
kalktığımda
neden içim karanlık diyorum
aynaya bakmak bile gelmiyor
aklıma
zoraki çekilen bir
kalem,zoraki giyilen bir giysi ile
çıkıyorum kapısından
sokağın ve yürüyorum hala
hala hep aynı simitçi
sabahın onunda bağırıyor sokakta
sanki mecburmuşum gibi
hep ondan simit alıyorum,
bir çay,bir peynir,bir de
domates ve illa da gazete
rengi en soluk olandan,en
resimsiz ve en anarşist
oturuyorum deniz
kıyısındaki boyası dökülmüş banka
hala üzülüyorum kurda kuşa
kadına çocuğa insana
ben hala hep çok kırılgan, gördüğüm
düşlere karşı,
hala biraz küskün, belki
yersiz ama ve yine de
hala hep umutluyum
birşeyler olur elbet diyen
garip bir gülümseme yüzümde
suluboya bardağı rengindeki
denize rağmen
hala.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder