3 Eylül 2013 Salı

HALA HEP ÇOK ÜZGÜNÜM


çiçekleri sulamayı unutup,
camlardan sarkıyorum hala

yalınayak karlara basayım diyorum,
kar yağmıyor bir türlü
ağaç dalları kuru,yapraksız ve renksiz
bahar bile olsa
denizin rengi
her renkten karıştırılmış suluboya bardağı renginde
ne kayık var ne gemi,martılar desen
onlar başka şiirlerin misafiri

ben hala her sabah kalktığımda
neden içim karanlık diyorum
aynaya bakmak bile gelmiyor aklıma
zoraki çekilen bir kalem,zoraki giyilen bir giysi ile
çıkıyorum kapısından sokağın ve yürüyorum hala
hala hep aynı simitçi sabahın onunda bağırıyor sokakta
sanki mecburmuşum gibi
hep ondan simit alıyorum,
bir çay,bir peynir,bir de domates ve illa da gazete
rengi en soluk olandan,en resimsiz ve en anarşist
oturuyorum deniz kıyısındaki boyası dökülmüş banka
hala üzülüyorum kurda kuşa kadına çocuğa insana
ben hala hep çok kırılgan, gördüğüm düşlere karşı,
hala biraz küskün, belki yersiz ama ve yine de
hala hep umutluyum
birşeyler olur elbet diyen garip bir gülümseme yüzümde
suluboya bardağı rengindeki denize rağmen
hala.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder