8 Eylül 2013 Pazar

40INCI YAŞIMDA BİR SABAH

Bir sabah uyandığımda,
Herkesin kendi hapishanesinin ıssızlığında
yok olmuşluğu fark ettim!

Bir sabah uyandım ve
özgür kuşların çığlıkları sardı kulaklarımı.
renkleri olağandışı,
kanatları göğü kaplayan,
rüzgarla dans eden özgür kuşlar.

Bir sabah uyandım ve gözlerini
kendi gözlerinden ayıramayan kafes kuşlarının
duyulmayan, ağrılı senfonilerini hissettim.
Ağlayan,kedere kapılmış,panik olmuş,
uçmayı unutmuş sayısız kuşlar.

Bir sabah uyandım ve
bağlı olduğum sarmaşıklarda kördüğümlüğümün soluksuzluğuyla ağlamak istedim..
Gerçek ağlamak!
Hiç ağlamadığım kadar çok!
Doğum anında nefes almak adına ağlamaktan da öte…
Belki de şu ana kadar alamadığım nefeslerin tümünü alabilmek için

Bir sabah uyandım ve
Doğan günün tazeliğiyle kollarım göğe doğru
Gözlerim göremediği ‘’o şey’’i arayan
Bir sabah uyandım ve
Fark ettim
Bir nehir
nehirde kumlar,taşlar,yosunlar
dallar,yapraklar,balıklar
kum suyla akıyor
yaprak suyla yüzüyor
yosun suyla salınıyor
yine de
akan su
kumu görmüyor
taşı görmüyor
yosunu görmüyor

bir sabah uyandım ve fark ettim ki
bağlandığım tüm düşüncelerin karanlığında
uçmayı unutmuşum
bağlandığım tüm insanların hapishanelerinde
mahkum olmuşum
bir sabah uyandım ve
güneşe selam ettim
özgür uçan kuşa
deli nehire

bir sabah uyandım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder